Sağlık yöneticileri için stratejik gelir analizi yaparken , büyüme doğru branşların kurgulanması ile başlar.
Sağlık sektörü küresel ölçekte büyümeye devam ediyor. Ancak bu büyüme tüm hastanelere eşit şekilde yansımıyor. Aynı şehirde, benzer altyapıya sahip iki hastaneden biri hızla büyürken diğeri yerinde sayabiliyor. Bu farkın temel nedeni çoğu zaman branş stratejisidir.
Uluslararası sağlık ekonomisi analizleri ve özellikle Merritt Hawkins / AMN Healthcare Physician Revenue Survey verileri, hastane gelirlerinin büyük ölçüde belirli branşlarda yoğunlaştığını açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü sağlıkta gelir; sadece hasta sayısından değil, doğru branşın, doğru modelle yönetilmesinden doğar.
1. Kardiyoloji ve Kalp Cerrahisi: Sistemlerin lokomotifidir .
Kardiyoloji ve kardiyovasküler cerrahi, dünya genelinde hastanelerin en güçlü gelir kaynaklarının başında gelmektedir.
AMN Healthcare ve Merritt Hawkins analizlerine göre, kardiyovasküler cerrahi ve girişimsel kardiyoloji branşları, hastanelere yıllık bazda en yüksek gelir katkısı sağlayan alanlar arasında yer almaktadır.
Bu durumun temel nedenleri yüksek vaka hacminin olması , hayati aciliyet arz etmesi ve ileri teknoloji kullanımından dolayı yüksek fatura edilebilir hizmetler sunulmasıdır.
Ayrıca Becker’s Hospital Review yayınlarında da kardiyoloji, hastane gelirinin ana sürükleyicilerinden biri olarak tanımlanmaktadır.
Kardiyoloji, yalnızca bir klinik değil, aynı zamanda hastanenin büyümesini tetikleyen stratejik bir kliniktir.
2. Ortopedi: Yüksek hacim ve planlanabilir gelir modeli oluşturur.
Ortopedi, global ölçekte en dengeli gelir modellerinden birine sahiptir. Merritt Hawkins verilerine göre, ortopedik cerrahiler, özellikle diz ve kalça protez operasyonları sayesinde hastaneler için en yüksek gelir üreten branşlar arasında yer almaktadır. Bu gücün arkasında yatan sebepleri şöyle sıralayabilirim : Planlanabilir ameliyat yapısı olması , yüksek işlem fiyatları ve geniş hasta segmentinin bulunmasıdır.
Özellikle özel hastanelerde ortopedi, yüksek hacim ve yüksek kârlılık dengesi kurabilen nadir alanlardan biridir. Hele de tanı ve cerrahiler , marka değeri oluşmuş bir tıbbi ekip ve marka altında yapılıyorsa .
3. Beyin Cerrahisi: Vaka hacimi düşük olsa da , bir hastane için yüksek değer yaratır .
Beyin cerrahisi, düşük hasta hacmine rağmen yüksek işlem değeri ile öne çıkar. Uluslararası branş bazlı gelir analizleri (AMN Healthcare & sektör raporları), nöroşirürjinin hastane başına en yüksek gelir katkısı sağlayan branşlardan biri olduğunu göstermektedir. Bu branş, yüksek uzmanlık gerektirir, yüksek fiyatlı işlemler içerir , prestij ve marka değeri yaratır. Bu nedenle beyin cerrahisi, yalnızca finansal değil, aynı zamanda stratejik bir konumlandırma aracıdır.
4. Gastroenteroloji: Yüksek hacimli ve sürdürülebilir gelir sağlayan bir kliniktir.
Gastroenteroloji, genellikle görünürlük açısından geri planda kalsa da, gelir açısından oldukça güçlü bir branştır. Becker’s Hospital Review ve AMN Healthcare verileri, gastroenterolojinin yüksek işlem hacmi sayesinde hastanelere istikrarlı gelir sağladığını ortaya koymaktadır. Endoskopi ve kolonoskopi gibi kontrol amaçlı tekrar eden işlemler, sürekli hastaların ihtiyaç duyduğu bir branş olması hem poliklinik hem girişimsel hizmet sunabilme fırsatı verir. Gastroenteroloji, sürdürülebilir gelir yaratma açısından “sessiz ama güçlü” bir alandır.
5. Onkoloji: Uzun vadeli değer ve hasta bağlılığı yaratır.
Onkoloji ve hematoloji, hastaneler için uzun soluklu gelir modelleri oluşturur. Deloitte sağlık sektörü analizleri, onkolojinin hem tedavi süreçlerinin uzunluğu hem de multidisipliner yapısı nedeniyle yüksek toplam gelir yarattığını vurgulamaktadır. Bu branşın avantajları , uzun süreli hasta takibi gerektirir. Yüksek tedavi ve ilaç gelirleri ile entegre klinik yapı gereksinimi ile hastaneler için önemli bir gelir kaynağıdır.
Onkoloji, hastanelere aynı zamanda multidisipliner bir takip gerektirdiğinden , sürdürülebilir hasta ilişkisi kazandırır.
6. Radyoloji: Sistemsel gelirin temel taşı
Radyoloji, doğrudan hasta çekmeyebilir; ancak tüm kliniklerin gelir üretmesini sağlayan temel altyapıdır. Uluslararası sağlık sektörü raporları ve Deloitte analizleri, tanı hizmetlerinin toplam sağlık gelirleri içinde giderek artan bir paya sahip olduğunu göstermektedir. Radyolojinin gücü, yüksek cihaz kullanım oranı, tekrarlayan işlem hacmi ve de tüm branşlara destek sağlaması açısından çok kıymetlidir. Radyoloji güçlü değilse, hiçbir branş sürdürülebilir büyüme sağlayamaz.
7. Ayaktan Hizmetler (Outpatient): Yeni gelir paradigması bu alandadır .
Son yıllarda sağlık sektöründe en önemli dönüşümlerden biri ayaktan hizmetlerin yükselişidir. Deloitte Healthcare Outlook raporlarına göre, ayaktan hizmetler yıllık yaklaşık %8–10 oranında büyümekte ve birçok pazarda hastane gelirlerinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu kapsamda , Check-up programları, günübirlik cerrahiler, poliklinik hizmetleri ve sağlıklı hastanın danışan olarak lognevity prograöları için hastanelere ve kliniklere başvurması ön plana çıkmaktadır. Geleceğin sağlık sistemi, yalnızca hastane içinde değil, hastane dışında üretilen gelir üzerine kurulacaktır.
Türkiye Perspektifi açısından sağlık turizmi ile değişen dengeler var . Türkiye’de branş bazlı gelir dağılımı, global trendlere ek olarak sağlık turizminin etkisiyle farklılaşmaktadır.
Sektörel analizler ve saha deneyimleri, aşağıdaki alanların öne çıktığını göstermektedir:
Ortopedi (özellikle protez cerrahisi)
Estetik ve saç ekimi
Kardiyoloji
Tüp bebek ve kadın sağlığı
Check-up ve paket hizmetler
Türkiye’de doğru branş seçimi, uluslararası hasta ile birleştiğinde gelir potansiyelini katlayarak artırmaktadır. Ancak unutmamak gerekir ki gelir ve kârlılık aynı değildir.
Uluslararası raporlar açıkça göstermektedir ki yüksek gelir getiren branşlar, doğru yönetilmezse düşük kârlılığa dönüşebilir.
Özellikle, yüksek teknoloji gerektiren yatırımlar, personel maliyetleri, operasyonel verimsizlik kârlılığı doğrudan etkiler.
Bu nedenle başarı, branş seçiminden çok branşın ve genel olarak hastanenin nasıl yönetildiğine bağlıdır.
Sonuçta ,doğru branş ve doğru sistem ile ancak sürdürülebilir büyüme sağlanabilir. Tüm global analizlerin ortak sonucu başarılı hastanelerin sınırlı sayıda branşa odaklandığını , tanı ve tedavi zincirini entegre edebilenlerin ön planda olduğunu , uluslararası hasta akışını sürdürülebilir şekilde yönetebildiklerini ve veriye dayalı karar alabildiklerini gösteriyor.
Netice de , sağlıkta büyüme, çok branşlı olmakla değil, doğru branşta derinleşmekle sağlanır.
Medihit olarak biz, hastanelerin sadece hangi branşlara sahip olduğunu değil, hangi branşlarla nasıl büyüdüğünü analiz ederiz.
Çünkü sürdürülebilir başarı, iyi hizmetten önce doğru kurgulanmış bir yapıdan doğar.